<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dt. Nusret Yerli</title>
	<atom:link href="http://www.nusretyerli.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nusretyerli.com</link>
	<description>Kişisel Gelişim Uzmanı - Hipnoterapist</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Feb 2010 22:22:31 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Mükemmel Sağlık İçin Hipnosağaltım</title>
		<link>http://www.nusretyerli.com/?p=54</link>
		<comments>http://www.nusretyerli.com/?p=54#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 22:22:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nusret Yerli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nusretyerli.com/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[İnsan birçok konuda olduğu gibi Sağaltım? da da (Hastalıkların tedavisi) o konudaki öncül çalışmalara olan inancı doğrultusunda hareket eder. Doktora ve onun vereceği ilaçlara güvenir, bu yöntemle iyileşeceği inancıyla bütünleşerek hastalıklarını iyileştirmeye çalışırlar. Ne var ki son zamanlarda bu geleneksel tutum bilhassa gelişmiş ülkelerde değişmeye başlamış görünüyor. Yaşam ve kendine verdiği değer konusunda bilinç seviyesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan birçok konuda olduğu gibi Sağaltım? da da (Hastalıkların tedavisi) o konudaki öncül çalışmalara olan inancı doğrultusunda hareket eder. Doktora ve onun vereceği ilaçlara güvenir, bu yöntemle iyileşeceği inancıyla bütünleşerek hastalıklarını iyileştirmeye çalışırlar. Ne var ki son zamanlarda bu geleneksel tutum bilhassa gelişmiş ülkelerde değişmeye başlamış görünüyor. Yaşam ve kendine verdiği değer konusunda bilinç seviyesi yüksek gelişmiş ülkelerde insanlar FARMAKOLOJİK tedavilerin yan etkileri ve sağlığa zararlı sonuçlarını daha çok keşfetmiş görünüyorlar ve gitgide artan bir istekle daha doğal beslenme yöntemlerine ve DOĞAL TEDAVİ yöntemlerine yöneldikleri gözleniyor.<br />
Hatta 2000 li yıllardan bu yana Dünya Sağlık Teşkilatı doğal tedavi yöntemlerinin güncelleşmesini desteklemekte, bu bağlamda HİPNOSAĞALTIM, akupunktur, yoga, ayurveda, biyoenerji gibi tedavi yöntemlerini özellikle önermektedir.</p>
<p>Günümüzde HİPNOSAĞALTIM bir çok yönlerden bilim olarak kabul edilmiş, bilimsel ilkeler kavuşmuş bulunmaktadır. Amerika, Rusya ve Avrupa?nın bir çok üniversitesinde insanlığın ruhsal ve fiziksel bir çok problemine çözüm yolu olarak hipnoz ders olarak okutulmakta ve her geçen gün sayıları artarak devam eden ulusal ve uluslar arası hipnoz dernekleri kurulup bilimsel araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>Ülkemizde de 1991 yılında Diş Hekimi Ali Eşref Müezzinoğlu ve arkadaşlarının öncülüğünde İstanbul?da kurulan ve üyelerinin tamamı tıp doktoru, diş hekimi ve psikologlardan oluşan TIBBİ HİPNOZ DERNEĞİ başarılı çalışmalarla hipnosağaltımın tanıtımı ve yaygınlaşmasına büyük katkılar yapmaktadırlar. Yine hocamız Dt. Ali Eşref Müezzinoğlu başkanlığında Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hipnoz dersi olarak okutulmaktadır.</p>
<p>Hipnosağaltımın geçmişi insanlık tarihi kadar eski zamanlara uzanır. Giriş kapısı üzerindeki ?kendini bil ? kendi gücünü tanı? yazılı ibarelerle ünlü eski Yunan tapınaklarında bile hipnoz biliniyor ve din adamlarınca hipnoz şifa verici olarak, hastaları olumlu bir şekilde etkileyen bir güç olarak yaygın şekilde sağaltımda kullanılıyordu.</p>
<p>Eski rahipler hastaları tedavi için telkinler kullanıyor, telkinlerini duvarlara açılmış küçük deliklerin arkasından hastaların kulaklarına monoton bir şekilde mırıldanarak veriyorlardı. Hatta telkin gücünün simgesi sayılan ?ikna? sözcüğünü ilk kez tanımlayan ünlü filozof Platon?un yazılarında ?yumuşak ve tekdüze bir söz? olarak tanımladığı telkinlerin hastaların durumlarında olumlu değişiklikler yarattığı anlatılır.</p>
<p>Başka bütün kültürlerde toplumun bilgesi, şaman ya da rahiplerin hastaların tedavisi için benzer uygulamalar yaptıkları, iyi bilinen bir gerçektir.</p>
<p>Ben bu çalışmamda gerçekten köklü bir geçmişe sahip olmasına rağmen bir doğal tedavi yöntemi olarak yeterince tanımadığımız bu olguyu; hastalıklarımızın ve rahatsızlıklarımızın hipnoz yoluyla tedavisi olan Hipnosağaltımı daha çok güncelleştirmeye ve onun ruhsal ve fiziksel problemlerimizin çözümünde oynayabileceği rolün önemini ve büyüklüğünü göstermeye çalışacağım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nusretyerli.com/?feed=rss2&amp;p=54</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Primer Algısal Yanılsama (PAY) Kuramı</title>
		<link>http://www.nusretyerli.com/?p=42</link>
		<comments>http://www.nusretyerli.com/?p=42#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 14:50:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nusret Yerli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nusretyerli.com/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Her insanın yaşamında zorlandığını hissettiği ve sık sık karşılaştığı bazı sorunları vardır.
Nedenini anlayamadığımız ve bize çok saçma gibi görünse de bir veya birkaç problemle sürekli olarak yüzleşmek zorunda kalırız.
Sanki bir sorun; aynı olan bir sorun, aralıksız bir meydan okumayla karşımıza çıkar.
Bazen bir otorite rahatsız eder bizi. Bazen eril bir enerjiyi temsil eden bir erkek veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her insanın yaşamında zorlandığını hissettiği ve sık sık karşılaştığı bazı sorunları vardır.</p>
<p>Nedenini anlayamadığımız ve bize çok saçma gibi görünse de bir veya birkaç problemle sürekli olarak yüzleşmek zorunda kalırız.</p>
<p>Sanki bir sorun; aynı olan bir sorun, aralıksız bir meydan okumayla karşımıza çıkar.</p>
<p>Bazen bir otorite rahatsız eder bizi. Bazen eril bir enerjiyi temsil eden bir erkek veya dişil bir enerji sahibi bir kadın karşısında, negatif duygular sarar benliğimizi.</p>
<p>Dikkatli ve derinden incelediğimizde bazı şeylere her zaman aynı şekilde tepki gösterdiğimizi tespit ederiz. Öfkemiz, nefretimiz, sevgimiz ve kabulümüz bir kısır döngüdür sanki.</p>
<p>Kendi varlığımız, bedensel değerlerimiz, diğer insanlar ve hayatın işleyişi konusunda her zaman aynı şekilde ve rutinde düşündüğümüzü, konuştuğumuzu, yorumlayıp yargıladığımızı farketmediğimizde suçu hep dışımızdaki şeylere atarız. Aile büyüklerimizi, kardeşlerimizi, sevgilimizi, kocamız ya da karımızı, arkadaşlarımızı suçlarız. Daha ileri gittiğimizde kader, hatta bizi yaratan suçlu ilan edilir. Başımıza gelenlerden sorumlu olan hep başkalarıdır, hep dışımızdadır.</p>
<p>İnsanlığın bu düşünce ve fikir yapısının büyük bir yanılsama taşıdığını ve bu yanılsamanın sürekli aynı bilinç çorbasından (kollektif bilinç) beslendiği için de hep ayakta durduğunu keşfetmem bana gelen bir vizyona dayanır ki; bu Primer Algısal Yanılsama (PAY) terapisini geliştirmemin temellerini oluşturmuştur.</p>
<p>30 yıllık Diş Hekimi ve 4 yıllık çiçeği burnunda bir hipnoterapist olarak hastalarım ve danışanlarıma sağlıklarını yeniden kazandırmak için hizmet verdiğim 2009 yılı yaz sonlarında, bir sabah sezgisel bir bilgi demetiyle uyandım.</p>
<p>&#8220;Kendi dışımızda düşündüğümüz, konuştuğumuz, yorumlayıp yargıladığımız herşey bizim geçmişimizde onunla tanışıklığımızdan ileri gelir. Bir bütün olan enerjiyi değerli/değersiz olarak ikiye ayırmış, bölmüş olmamızdan ileri gelir.&#8221;</p>
<p>İnsan zihninden daha yüksek bir esin kaynağından gelen bu cümlelerin anlamını çözümlemem çok zor olmadı. Çünkü yaklaşık 35 yıldır insan varlığı üzerinde araştırma yapıyordum. Anne karnından doğumuna, çocuk, yetişkin ve olgunluk çağlarından ölümüne kadar insan varlığının biçimlenişi konusunda çok ileri düzeyde bilgi toplamış, düşünce ve yorum üretmiştim.</p>
<p>Biliyordum ki insan varlığı, daha anne karnında iken ilk can, ilk öz olarak belirdiği andan itibaren algısal bir zemindir. Gerek annenin kimyasındaki değişimler, gerekse ortamda varolan iletişimin tınısı ve titreşimi ile herşeyi algılar.</p>
<p>Her türlü gereksinimin kolayca karşılandığı bir vasatta (yani anne karnında) 9 aylık yolculuğun yarattığı tanışıklık bebeğin en temel algısı olan kendine güven duygusunu oluşturur. Annenin konuşmaları, söylediği şarkılar, ortamdaki iletişimin ahengi, annenin bebeği sevgiyle dünyaya davet etmesi, insan yavrusunun masum bir bütünlükle dünyaya gelmesiyle sonuçlanır.</p>
<p>İnsani varlığımız başlangıçta her zaman için kendi içinde uyumlu, ahenkli ve dengeli enerjisel bir bütünlüktür. Hayat enerjimiz bütün evrensel titreşimle uyumlu bir frekans ve rezonansa sahiptir. Yaşamda herşeyi algılayabilecek algısal bir zemindir.</p>
<p>Ne var ki, insanoğlunun taşıdığı bu bütünlük, içine doğduğu toplumsal yapının duygu, düşünce ve inanç kalıplarıyla şekillenirken zedelenir. Çünkü çocuk, topluma uyumlanma sürecinde toplumun değer yargılarıyla biçimlenirken aldığı algıların niteliğine göre sahip olduğu hayat enerjisi değişimlere maruz kalır.</p>
<p>Bu değişimlere uğramadan önce hayat enerjimizin doğal akışı ve bütünlüğü içinde insanın ruhu &#8220;neşe&#8221; diye adlandırdığımız şeydir.</p>
<p>Saf neşe, sonsuz neşedir o. Olgunlaşmamış, sınırlanmamış, kısıtlanmamış neşe. İşte bu ruhumuzun doğası, insan varlığının gerçek anlamda olduğu şeydir ve o hayat enerjisi olarak ifade edilir.</p>
<p>Neşe bu anlamıyla ifade edilen hayat demektir. Hayat enerjimizin rahatça akışı, engelsizce, kısıtlanmadan, sınırlanmadan akışı bizim neşe dediğimiz hali oluşturur.</p>
<p>İşte bu durum, hayatın esası haline geldiğinde, yani sahip olduğumuz hayat enerjimizin engelsizce akışı hayatın gerçekliği haline geldiğinde; hayatı oluşturan tüm parçaların -insanlar, hayvanlar, bitki ve mineraller- kendi arasındaki birliği deneyimlemesi gerçekleşmiş olur.</p>
<p>İşte o zaman sen, hiç bir yanılsama olmadan hayata vereceğin gerçek anlamı bulursun. Hayat budur. Serbestçe, engelsizce ifade edilen birlik ve bir olma deneyimidir.</p>
<p>Bu birlik duygusu aslında bizim sevgi diye adlandırdığımız şeydir de.</p>
<p>Bu bakımdan neşe, aynı zamanda serbestçe, özgürce ifade edilen sevgidir. Ve neşe olmadan sevgi olamaz, yaşamdaki hiç bir oluş tam ve bütün olamaz.</p>
<p>Bu yüzden hayatın serbestçe, engelsizce ifade edilmesi; yani yaşamdaki herşeyle ve her duygulu varlıkla birleşme ve bir olma deneyimi, her ne zaman çevre ve koşullarca yasaklanır veya sınırlanırsa aslında neşe olan ruhumuz da tam olarak ifade edilmemiş olur.</p>
<p>İşte o zaman, insan varlığının doğuştan gelen doğasının taşıdığı masumiyet ve bütünlükten kaynağını alan neşe de kedere dönüşür.</p>
<p>Primer Algısal Yanılsama (PAY), sahip olduğumuz hayat enerjisinin neşeden kedere dönüştüğü yaşam deneyim anını anlatmak için kullandığımız bir ifadedir.</p>
<p>O anda varlığımızın bütünlüğü bozulmuş, tümüyle neşe olan enerjisel titreşimimiz kederin ifade edildiği bir salınıma dönüşmüştür. Bunlar hayat enerjimizin serbestçe ve doğal akışı üzerindeki duygusal düğümlenmeler, duygusal kesintilerdir.</p>
<p>Bir başka anlatımla bunlar varlığımızın bütünlüğü üzerine yerleşen psikolojik hafıza kayıtlarıdır.</p>
<p>Psikolojik hafıza kayıtları, zihinsel bir işlemdir. İnsan zihninin aynı olan enerjiyi bölmesi, etiketlemesi anlamına gelir.</p>
<p>Çünkü zihnimiz öğrenme işlevini, bilme işini bölerek, kıyaslayarak yapar. Gece-gündüz, iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, neşe-keder, uzun-kısa gibi ayırarak öğreniriz.</p>
<p>Doğduğumuzda bir zihnimiz yoktur. Onun işlevsel bir mekanizma haline gelebilmesi için neredeyse üç ya da dört yıl gerekir. O biyolojik bir bilgisayardır. Onun içine bilgi konulmasına ihtiyaç vardır. Biyolojik bir bilgisayar olan zihni kendi varlığımız, bedenler değerlerimiz, diğer insanlar ve hayatın işleyişi konusunda aldığı verilerle üç ya da dört yaş civarında işlemeye başlar ve yaşamın sonuna kadar hiç bırakmayacağı çalışmasına, gevezeliğine devam eder. Bilgi ve veri girdisi olmadığında zihin denilen bir mekanizma hiç gelişemez. İnsan herhangi bir bilgisayarı açıp kapayabilir, fakat oluşmuş bir zihni asla kapatamaz, çünkü insan zihninin kapatma düğmesi yoktur. Yalnızca onun çalışma prensipleri konusunda bilgi sahibi olursan, onu kontrol etme düğmesini yaratabilirsin.</p>
<p>Bu nedenle ilk algı yanılsaması (PAY) üç ya da dört yaş civarında zihinsel bir işlemle gerçekleşir. O anda yani sahip olduğumuz hayat enerjisi ve bütünlüğümüz hakkındaki ilk yanılsama anında, kendimizi yargılayıp etiketlediğimizde bütün evrene yaydığımız salınımı, titreşimi değiştirmiş oluruz.</p>
<p>Bu işlem kısaca kendi bütünlüğümüzün yargılanmasıdır.</p>
<p>Baktığımızda bütün kelimesi belki de insanoğlunun zihinsel olarak ulaştığı en kutsal ifadedir.</p>
<p>Çünkü onun eksikliğinden, yetersizliğinden söz edemezsin. O bütündür.</p>
<p>Ona bir değer yükleyemezsin, çünkü o bütündür.</p>
<p>O bütünsel varlığıyla bir masumiyet taşımaktadır.</p>
<p>Onu yok sayamazsın, çünkü o kendi içinde uyumlu, ahenkli ve dengeli bir varoluştur. Hatta ona tam bile diyemezsin. Çünkü tam kavramı bile zihinlerimizde bir eksikliği çağrıştırır.</p>
<p>Bu nedenle bütün kutsaldır. Bu yüzden bir insan yavrusu doğduğunda kendi içinde uyumlu, ahenkli ve dengeli bütünlüğüyle dünyaya gerçekten kutsallık yayar, dünyayı onurlandırır. Aslında bütün canlı yavruları öyledir.</p>
<p>Yeni doğan yaşam formları -bebekler,kedi ve köpek yavruları, kuzular vb.- çok hassas ve kırılgandır. İncinebilir olmaya çok açık bir şekilde doğarlar. Onlarda gözlenen temel olgu saf bir bütünlüktür. Henüz maddesel bir dünyaya tam olarak uyum sağlayamamışlardır ama onlara baktığınızda algıladığınız bu dünyaya ait olmayan bir masumiyet, bir tatlılık ve güzelliktir.</p>
<p>Görece en duyarsız insanlarda bile onların varlığı belli bir neşe ve sevinç duygusu uyandırır.</p>
<p>Ne olursanız olun, hangi konumda bulunursanız bulunun, onun varlığına karşı içinizden yükselen duygu şefkat olarak belirginleşir.</p>
<p>Yeni doğan bir bebeğin çevresinde bulunanlar ona bakmak, onu sevmek, onu korumak ve onun ihtiyaçlarını karşılamak zorunluluğu ile dolarlar sanki.</p>
<p>Dünyada oluşan bu duygusal iletişim anlarının niteliğini belirleyen şey artık anlaşılıyor ki bebeğin çevresinde bulunan zihin sahibi, zihinsel bölünmüşlük içinde olan büyüklerden kaynağını alamaz.</p>
<p>Tersine bu olguyu yaratan şey, yeni doğan insan yavrusunun masumiyet taşıyan içsel bütünlüğünden ileri gelir.</p>
<p>O bütünlük içinde titreşim yayar. Onun enerjisel bütünlüğü, aynı zamanda tüm evrenin bütünlüğü ile rezonans halindedir. O tüm evrenle birdir ve bu yüzden bütün evren aslında onun gibidir.</p>
<p>Bu nedenle bütün evren onun varlığının yaydığı titreşimlere eşdeğer yanıt verir. Bakınız karnı acıkır, bunu belli ettiğinde -örneğin ağlayarak- anında anne memesi veya biberon oradadır. Uykusu geldiğinde sevgi ve şefkat ile uyutulur. Güvenlik gerektiğinde bütün koruyucular, başta annesi ve bütün bakıcılar hemen yanıbaşındadır.</p>
<p>Aslında bunu anladığımızda hayatımızın gizemli işleyişinin de farkına varmaya başlarız.  Başımıza gelenlerin neden bizim başımıza geldiğini, neden mutsuz ve sevgisiz yaşam deneyimleriyle karşılaştığımızı kavramaya başlarız. Çünkü bütünlüğümüz zedelenmiştir, bütünlüğümüz yargılanmış, yanlış yorumlanmıştır.</p>
<p>Bütün olmak; uyum, ahenk ve denge içinde olmak demektir. Mutsuzluk ise insanın bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir. Bir uyumsuzluğun, ahenksizliğin, dengesizliğin belirtisidir.</p>
<p>İnsan ya uyum, ahenk ve denge halindedir ya da tüm dışındakilerle bir çatışma, uyumsuzluk halindedir. Bu nedenle uyumsuzluk mutsuzlukla sonuçlanır, uyum ise mutlulukla&#8230;</p>
<p>Ama uyumu yeniden tesis etmek, yeniden oluşturmak şimdi şu andaki sorunu çözmekle de gerçekleşemez -zaten çözümlenemez de-. Çünkü o geçici bir tedbir olacaktır. Asıl olan senin bütünlüğünün zedelendiği, varlığının yargılandığı, primer (ilk) yanılsama anında oluşan duygusal düğümlenmenin, kilitlenmenin açılmasıdır. Hayat enerjimizin serbest, doğal akışına yeniden kavuşmasıdır.</p>
<p>Yoksa o sürekli hologramik bir yansımayla aynı sorunları yeniden yeniden üretecek, sürekli önümüze getirecektir.</p>
<p>Çünkü sen hala bütün değilsin ve senin şu anki titreşimin kendi bütünllüğünü yargıladığın o ilk yanılsama anında (Primer Algısal Yanılsama &#8211; PAY) oluşan psikolojik hafızaya aittir. Şayet bütün olsaydın sen şu anda uyumlu, ahenkli ve mutlu olurdun.</p>
<p>Bu gerçeği kavrayışımla birlikte temel inanç terapisinin günümüz insanlığı için ne kadar önemli olduğunu gördüm ve geliştirdim.</p>
<p>Temel inanç terapisi kuramı karmaşık görünmekle birlikte -aslında onun karmaşıklığı günümüz insanlığının zihinsel yapısı ve kabarmış egosundan kaynaklanır- çok kolaylıkla uygulanabilecek bir tekniğe dayanır.</p>
<p>Primer Algısal Yanılsama (PAY) adını verdiğim kuram hayatımızda PAYımıza düşen yaşam dersini ifade eder.</p>
<p>PAYımıza düşen yaşam dersini şu anda karşılaştığımız sorunlardan, çözmek zorunda kaldığımız problemlerden kolaylıkla ayırt edebilir ve anlayabiliriz. Çünkü o hologramik bir yansımayla ilk yanılsama anımızdan beri süregelmektedir. Şunu unutma, şayet bütün olsaydın sen şu anda uyumlu, ahenkli ve mutlu olurdun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nusretyerli.com/?feed=rss2&amp;p=42</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Primer Algısal Yanılsama (PAY) &#8211; Temel İnanç Terapisi</title>
		<link>http://www.nusretyerli.com/?p=35</link>
		<comments>http://www.nusretyerli.com/?p=35#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2010 14:01:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nusret Yerli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Terapiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nusretyerli.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[KURAM: İnsan varlığı yaşama gelişte kendi içinde uyumlu, ahenkli ve dengeli enerjisel bir bütünlüktür. Bu bütünlük çocuğun içine doğduğu toplumun değer ve inanç sistemleriyle şekillenirken bozulur. Ve bütün olan hayat enerjisi dört temel duygudan biri veya bir kısmı tarafından etkilenir. Bunlar: değersizlik, yetersizlik, suçluluk ve geçersizlik duygularıdır.
İlk algıyı oluşturan yaşam deneyimi sonrası insan varlığının bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">KURAM:</span></strong><strong> </strong>İnsan varlığı yaşama gelişte kendi içinde uyumlu, ahenkli ve dengeli enerjisel bir bütünlüktür. Bu bütünlük çocuğun içine doğduğu toplumun değer ve inanç sistemleriyle şekillenirken bozulur. Ve bütün olan hayat enerjisi dört temel duygudan biri veya bir kısmı tarafından etkilenir. Bunlar: değersizlik, yetersizlik, suçluluk ve geçersizlik duygularıdır.</p>
<p>İlk algıyı oluşturan yaşam deneyimi sonrası insan varlığının bu bütünlüğü bu duyguların salınımı ile titreşmeye başlar. Yani olumsuz bir yargılama bütün olan hayat enerjimizin titreşimini ve doğal akışını değiştirir.</p>
<p>Bütün evren insan varlığının duygusal titreşimine eşdeğer yanıt verir. Bu nedenle biz, yetersizlik duygusu ile bir titreşim yayıyorsak, yaşamda bize bu duyguyu hissettirecek aktörleri çekeriz veya onların hayatına çekiliriz.</p>
<p>Değersizlik, suçluluk ve geçersizlik duygularının salınımında da aynı trajediler tekrarlanır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">AMAÇ:</span><span style="font-weight: normal;"> Yaşamımızda başımıza gelen ve sık sık karşılaştığımız sorunları, çözmek zorunda kaldığımız problemleri ya da iletişim kurduğumuz aktörleri değiştirmek, hayatımızı hep aynı olumsuz algılardan sevince, mutluluğa ve başarıya dönüştürmek. </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal;">Yaşamımızdaki çekim yasasının olumsuz etkilerinden bütünüyle kurtulmak.</span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">UYGULAMA TEKNİĞİ:</span></strong></p>
<ul>
<li>Yaklaşık 45 dakika bilişsel terapi</li>
<li>15 dakikalık terapist kılavuzluğunda imgeleme seansı.</li>
<li>Gereken durumlarda hipnoterapi seanslarıyla pekiştirme.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nusretyerli.com/?feed=rss2&amp;p=35</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zihinsel Farkındalık Kazanma Eğitim ve Terapi Programı</title>
		<link>http://www.nusretyerli.com/?p=27</link>
		<comments>http://www.nusretyerli.com/?p=27#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 20:04:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nusret Yerli</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nusretyerli.com/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[EĞİTİM TÜRÜ: İnsan zihninin çalışma prensipleri ve temel dinamikleri hakkında bilgi ve farkındalık eğitimi.
PROGRAMIN TÜRÜ: Seminer
ÖĞRETİM YÖNTEMİ: Anlatım-paylaşım
PROGRAMIN AMACI:

Eğitime katılan yönetici ve üyelerde oluşan zihinsel farkındalık sonucunda; insanı/kendini tanıma ve kavrama anlayışının derinleştirilmesi.
Üyesi/yöneticisi olduğu kuruma onur ve kıvançla bağlı olma, aidiyet duygusunun arttırılması.
Kurumsal çalışmalarda şevk ve azmin, görev ve sorumluluk bilincinin yükseltilmesi.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">EĞİTİM TÜRÜ</span></strong><strong>: </strong>İnsan zihninin çalışma prensipleri ve temel dinamikleri hakkında bilgi ve farkındalık eğitimi.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">PROGRAMIN TÜRÜ</span></strong><strong>: </strong>Seminer</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">ÖĞRETİM YÖNTEMİ</span></strong><strong>: </strong>Anlatım-paylaşım</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">PROGRAMIN AMACI</span></strong><strong>:</strong></p>
<ul>
<li>Eğitime katılan yönetici ve üyelerde oluşan zihinsel farkındalık sonucunda; insanı/kendini tanıma ve kavrama anlayışının derinleştirilmesi.</li>
<li>Üyesi/yöneticisi olduğu kuruma onur ve kıvançla bağlı olma, aidiyet duygusunun arttırılması.</li>
<li>Kurumsal çalışmalarda şevk ve azmin, görev ve sorumluluk bilincinin yükseltilmesi.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nusretyerli.com/?feed=rss2&amp;p=27</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
